BİR KÖY ÖĞRETMENİ MASALI
Bir zamanlar bir kız çocuğu varmış. Adı Fatma imiş.
Anadolu’nun ücra bir köyünde sefillik içinde beş kardeşi ile yaşarmış. Ana baba sağmış.
Yalın ayak takunyalarla gün ağarmaya yakın tütün dizer, ardından okumaya gidermiş.
Gel zaman, git zaman Fatma’nın ablası köy enstitüsü sınavını kazanmış.
Sıra Fatma’ya gelince babası fakirlikten ‘’a kızım seni nasıl okutayım’’ diye yakınmış.
Fatma atılganmış. Babası tarla sürmeye gittiği vakit erkek kardeşini peşine uydurup, köyden kazaya az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, derelerden sel gibi tepelerden yel gibi konarak göçerek yiyerek içerek bir arpa boyu yol gitmiş.
Sonunda Atatürk ilkokuluna varmış.
Heyecanı yüreğinde sınavı başarıyla geçmiş.
Koynunda leblebi çıkını, azık ekmeği ile yeniden az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, derelerden sel gibi tepelerden yel gibi konarak göçerek yiyerek içerek bir arpa boyu yol gitmiş ve nihayet köy enstitüsüne varmış.
Yıllarını öğrenmeye adamış.
Sonunda mezun çıkmış ve Fatma öğretmen olmuş.
Nice doktorlar, öğretmenler, eczacılar, veterinerler, muhasebeciler yetiştirmiş. İşini tutkuyla sürdüren ustalar, traktör tamircileri bile varmış öğrencileri arasında.
Fatma Öğretmen aklıyla, bedeniyle, duygularıyla zeki bir kızmış.
Fatma Öğretmen kendine inanmış.
Çocukluğunu oyunlara,
Gençliğini öğrenmeye,
Yaşlılığını torunlarına adamış.
Çok gülmüş, çok ağlamış.
Son nefesinde torunlarına anılarını miras bırakmış.
Kapatmış gözlerini ve derin bir uykuya dalmış.
Fatma aslında biraz benim biraz da sizin hikayeniz.
Fatma Öğretmen benim canım babaannem.
Zihnini zihnime hapsettim. Ruhunu ruhumla bütünleştirdim.
Zarif parmaklarında taşıdığı yüzüğü parmağıma taktım.
Yüreğimdesin hep, sanki bazı hallerim sensin.
BABAANNEME,
FATMA YÜCEL'LERE
Yorumlar
Yorum Gönder