ÇOCUKLAR İÇİN KİTAP YAZMAK MI?
Bir değil, on değil, yüz değil; yüzlerce çocuğun anlayabileceği, sorgulayabileceği ve en önemlisi de bağ kurabileceği bir kitap yazmak mı?
Cidden iddialı...
İnsan Neden Kitap Yazar?
İki senaryo düşünelim:Birincisi: ''Çocuklara faydalı olmak istiyorum; ilgi çekici deneyimler biriktirdim. Hadi o zaman çocuklar için öykü yazayım'' dediğinizi varsayalım.
İkincisi: ''Her anım çocuklarla. Onların davranışları, oyunları, diyalogları, üzüntüleri, sevinçleri gözümün önünde akıp gidiyor. Bazen öyle durumlar yaşanıyor ki nasıl anlatsam ve bu soruna çözüm bulsam, diyorum.
Alıp karşıma oturtsam mı?
Tavsiyelerde mi bulunsam?
Yaşanan sorunu kendi derdimmiş gibi onlara mı anlatsam?''
Hangisi çözüm olur düşünelim.
Bir çocuğa yapma demek kadar etkisizdir tavsiye vermek. ''Yapma'' dersen çocuğun beyni o olumsuz yönergeyi almaz, üstüne üstlük çocuk ''yap''acağından geri kalmaz.
Biri size ''Bunu böyle yapmalısın'' diyerek tavsiye vermiş olsun. Yapar mısınız?
''Bence ...... yapmalıydın'' demiş olsun. Siz de ''Niye durup dururken bana ahlak dersi verir gibi konuşuyorsun?'' diye sormadan sessiz kalıp kalamayacağınızı bir düşünün.
Dil, Hoş Sohbet İçindir
Dil, olumlu veya olumsuz tüm duyguları olumlu bir şekilde ifade edebilecek güce sahiptir. Sadece ne konuşacağınızı biraz daha düşünmek gerekir. Dilinizi, karşı tarafı yorabilecek ya da üzebilecek iletişim engelleriyle doldurmanın bir anlamı muhtemelen olmayacaktır.
Hal bizde böyleyken, söz konusu çocuklarla iletişim olduğunuda nasıl olmalı peki?
Biz yetişkinler zaten çocuklara göre üç boyutlu varlıklarız. Bir de üstüne ''yapmalısın'' dediğimizde ''ben senden daha üstünüm ve bunu ben senden daha iyi bilebilirim'' mesajı çok çabuk çocuğa ulaşır.
Dil ne kadar yalın ve net ise iletişim o denli kolay ve etkili olacaktır.
Sorunlara Çözüm olarak Hikayeler
Çocukta olumlu bir değişiklik yaratmak istiyorsanız ya da en ufak bir kıvılcım fikriniz varsa o zaman ona bir hikaye anlatın! Dereden, tepeden, köyden, kentten, fakirden, zenginden, siyahtan, beyazdan...Ama yalansız, dolansız, kralsız, prensessiz, taçsız...
Çocuğun özünü düşünün! Çocuk neye ihtiyaç duyar bir düşünün!
Hayal ettiği dünya neresi?
Arkadaşlık nasıl bir özveri ister?
Aile olmak neden özeldir?
O zeytin tanesi, dalından soframıza nasıl gelmiş...
Merakını söndürmeden! Ezberletmeden!
Sorgulaması tek temennimiz.
Başladığı işi bitirmiyor mu? Odasını mı toplamıyor? Çabuk mu öfkeleniyor? Bu ara biraz yalan söylemeye mi alıştı?
Sorunun adı her ne ise ve tekrar ediyorsa alıp karşına oturtmuşsun, kızmışsın, babasına şikayet etmişsin, babaannesinin önünde utandırmışsın...Bunlar hatalar silsilesi. Onun eksikliği bir çocuk olarak henüz bilmemesinden kaynaklanırken, sen bir yetişkin olarak o çocuğa yetememiş, üstüne bir de hatalar yapmışsın.
Hata Yapmak Yerine...
Dur, düşün!
Bir hikaye tasarla!
Anlat ona!
Senden öğreneceği pek çok şey vardır mutlaka!
Derken şekillendi pek çok hikayem...
Direk söylemeden, bir karaktere bürünerek, o kişi '' sen '' ol der her bir hikaye.
Sen tutumlu ol!
Sen dürüst ol!
Sabırlı ol!
Yani hikayeler insan olmanın yolunu gösterir. Bizi biz yapan insani değerlerimiz, hikayelerde saklambaç oynayarak onları keşfedecek meraklı çocukları bekler.
Dilden dile, nesilden nesile aktarılır kıymeti bilinen hikayeler...
Ben kendimi ararken, çocukta buldum.
Çocukların gelişimine fayda sağlayacak bir kalem tuttum.
Rastgele!
Fatma Yücel Dinç
Yorumlar
Yorum Gönder