DOĞUM GÜNÜNÜN MUTLULUKLA NE İLGİSİ VAR?
Çocuk doğuştan mutlu gelir dünyaya.
Özünde mutludur.
Bir dokunuş, içten sevgi besler çocuğun mutluluğunu.
İlgiden yoksunsa, eksikliğini hisseder.
İlgi varsa, çocuk toktur.
Değer görürse, değer verir arkadaşlarına, ailesine, hayvanlara, bitkilere.
Beşerden yani yiyen içenden, insana yani düşünen, sorgulayan, tutumlu olan, sabır gösteren bir kişiliğe dönüşür.
DEĞER VERİYORUM DA NASIL GÖSTEREYİM?
Çocuğu zihinsel olarak hazırlamak gerek her adımı atmadan önce.
Anne baba nasıl birbirine danışıyorsa, çocuğa da danışılmalı ya da ortak karar alınmalı!
''Hadi'' deyip çocuğu paketlemek değildir değer göstermek.
''Bahçede yürüyüş yapalım mı, ne dersin'' demek olabilir belki değer vermek.
BİZİM MUTLULUK DURUMUMUZ
Mutluluk hep içimizde.
Ancak mutlu olduğumuz zamanlar ''mutluluğumuz daim olsun'', ''en kötü günümüz böyle olsun'', ''daha mutlu olayım'' düşünceleriyle geleceği kurgulayıp şu anımızdan mahrum kalıyoruz. Mutluysan mutlusun, tadını çıkar! Bir üzüntün varsa hayıflanıyorsun, bazen dibinde yaşıyorsun bazen seni ele geçirmesine izin vermeden hüzünden, öfkeden kurtulmaya çalışıyorsun. Yani doyumsuz davranarak mutluyken ya da mutsuzken mutluluk arayarak sahip olduğun mutluluktan oluyorsun. Farkındasın ve sen de bu durumdan kurtulmak istiyorsun.
BEKLENTİ
İç dünyanda bir şeyler kurgulayıp sık sık memnuniyetsizlik mi yaşıyorsun?
''Ona öyle demiştim, o yüzden mi suratı asık?'', ''O kadar tavır yapıyorum, hiç fark etmiyor'' gibi fikirlerle iç dünyanı karartmak yerine kendine odaklan ve sana keyif veren şeyler yap!
Çevrendeki insanlardan hep bir beklenti duyuyorsan, yaşadıkların seni dibe çeker.
Bu yüzden beklentini sıfırla! Bu dilinde değil, aklında olsun!
''Kimsenin davranışları beni mutsuz edemez.
Kimsenin davranışları beni mutlu edemez.
Ben özümde mutluyum.
Aklımla, kararlarımla, yaşantımla mutluyum.
İnandığım insanlarla bazen mutluluğu bazen mutsuzluğu paylaşırım'' satırlarını kendine tekrar tekrar fısılda!
Sevgililer günü, doğum günü, yıl dönümü...
Bir sürpriz beklemek yerine, sen bir şey yap!
Maddi bir beklentin yoksa, yine sen bir şey yap!
Yemek yap, yürüyüş yap, mektup yaz, telefon aç...Ama en önemlisi yüreğini aç!
Son treni kaçırıyormuş gibi acele acele arama! Aramış olmak için hiç arama ! Gerçekten vakit ayır! Önce huzuru kendine yaşat ve ne kadar değerli olduğunu hatırla ve ardından karşındakini değerli hissettir!
PEKİ YA ÇOCUKLAR...
Çocuklar söz konusuysa iş birliği olmazsa olmazımızdır.
Biz beklenti içinde hayatımızı şekillendirirken, bir çift meraklı göz tarafından izlendiğimizi her daim hatırlamalıyız.
''Bu huyunu babasından almış'' demek yerine ayna nöronlar sayesinde çocuğunun ebeveyn davranışlarını taklit edebildiğini zihnimize kazımalıyız. Bu yüzden neyle meşgul olduğumuza, en çok nasıl vakit geçirdiğimize, ağzımızdan dökülen her bir sözcüğe özellikle çocuklar yanımızdayken özen göstermeliyiz.
(Ayna nöronlar hakkında daha fazla bilgi almak için bakınız : https://nbeyin.com.tr/ayna-noronlar-ve-davranislarimiz/)
Bu sebeple, anne beklenti içinde davranışlar gösteriyorsa, çocuğun da beklenti içinde olması kaçınılmazdır.
BİR DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI SORUNSALI
Bir çocuğun doğumu, mucizenin vücut bulmuş hali sanki.
Sarıl, öp, kokla onu. Anne-baba başka ne ister ki!
Sarılsın, öpülsün, koklansın. Çocuk başka ne ister ki!
Kim istedi çok katlı pastaları, helyum balonlarını, anlamsız palyaço gösterilerini?
Çocuk memnun mu o kalabalığın içinde?
Anne nerede? Baba nerede? Çocukla kim ilgileniyor?
Neden herkes çocuğu zorla öpmeye çalışıyor?
Ve en en en kötüsü: Çocuk bir sürü hediye alıyor. Ekliyorum: Trend gereği doğum günü çocuğu herkese hediye dağıtıyor.
Bütün bu kaos neden? Çocuğu mutlu etmek için mi?
Yanıldınız. Çocuk bu kaosa sürüklenene dek oldukça mutluydu.
Bütün bu çaba sizin beklentinizin bir yansıması. Ayna Nöronları hatırlayın. Çocuğun hiç bir suçu yok.
Hediyeler belki onu memnun etti. Belki bazılarını hiç beğenmedi.
Doğum gününde hediye geleceğini biliyorsa ve beklentisi bu yöndeyse muhtemelen memnun olmuştur. Bu yüzden kalabalık onu bunaltsa bile hediyeler uğruna muhtemelen bu durumun üstesinden gelebilecektir.
Ne yaptık şimdi çocuğa? Sevgiyi bir sarılma, bir öpme olarak bilen çocuk artık sevginin bir ön koşulu olduğunu sanacak. Doğum gününde hediye, diğer günlerde ödül arayacak. Vermezsen hayat ona zehir olacak belki adı ceza olacak.
Ne yaptık çocuğa? Sevgi dilini hediye olarak kodladık. Tazecik beynine verdiğimiz olumsuz sinyallerden kaçıncısı bu?
İŞİN ÖZÜ
Çocuk basittir.
Doğaldır.
Yapay düzenden uzak, insanlığın en gelişmiş ve masum halidir.
Beklenti içine sürüklemek, biz ebeveynlerin yaptığı şeydir.
Mutlu çocukları bırakın, mutlu kalsınlar.
Bin kere düşünüp bir kerede adım alacağımız davranışlar sergileyelim onların yanında.
Koşullara bağlı mutluluk yaşayan, duygu durumu inişli çıkışlı, sorunlu çocuklar yerine özü, sözü biricik, huyu güzel çocuklar yetiştirelim!
Fatma Yücel Dinç
BİR NOT: Mutluluğun biyokimyası ve mutluluk-beklenti ilişkisine dair tanım ve örneklere ihtiyaç duyarsanız Yuval Noah Harari'nin 'Hayvanlardan Tanrılara SAPIENS' kitabının 19.bölümüne göz atınız!
Yorumlar
Yorum Gönder