Kayıtlar

OKUL ARIYORUM...

 Okul arıyorum. Oğlum için. Henüz 4,5 yaşında. Onun mizacına iyi gelecek bir yer olsun. Bahçesi olsun. Koşsun, oynasın, eğlensin; yaparak, yaşayarak deneyimlesin; kendi kendine dersler çıkarsın. İleriki yaşantısına adım olsun. Duygularını yönetebilsin, görgü-adap öğrenebilsin. ''Öğretmenim'' dediği kişiler öz değerine dokunsun, o da onlara saygı duysun, sevsin sevilsin. Bir anne bir okuldan başka ne isteyebilir ki? Onları da şöyle sayabilirim; -Dengeli ve sağlıklı bir menü ile düzenli beslenme alışkanlıkları geliştirebilsin,  -Tüm duyularına hitap edecek etkinliklerle potansiyelini keşfedebilsin, -Öğretmenleri ve arkadaşları ile olumlu davranışlar ve diyaloglar geliştirebilsin. ve ve ve belki de en önemlisi gelecek yaşantısının simülasyonlarını okul diye adlandırdığımız şeffaf ve sıcacık bir yuvada gerçekleştirebilsin. Nedir bunlar? -Tamamen özgür olduğunu düşündüğümüz ev ortamından okula geçişle toplumsal düzen algısı geliştirmesi, -Başkalarının sınırları olduğunu fark...

BAŞROL KİMİN HAKKI? AHLAK SINIFTA KALDI...

Resim
Tarih:  17-12-2019 21:38:00 Güncelleme:  19-12-2019 13:21:00   BAŞROL KİMİN HAKKI? AHLAK SINIFTA KALDI... ‘’Ben asla Türk dizileri izlemem.’’ ‘’Bizim buralarda çekiliyorsa neyin nesi diye açar bakarım.’’ ‘’Dram zaten her evde var, ben böyle şeylerden etkilenmem ki!’’ ‘’Diziye sevdiğim oyuncu girmiş, onun için takip ediyorum.’’ Bakın durum normalleşti ve dizi izlediğinizi artık kabul edebilirsiniz. Ev iklimini kontrol altında tutup o dizileri asla açtırmıyorsanız, umut ışığı sizdedir; gelin bu direnişi birlikte sürdürelim! Ben meraktan seyrettim Sefirin Kızı’nı. Çünkü bu dizi sezon boyunca Muğla’da çekilecekti. Görmeyi umduğum şey biraz deniz, zeytin ağaçları, kasımpatı çiçekleri belki biraz da zeybek havası...Herkes umduğunu bulamayabilir tabi. Ancak tweetlerden sonra sosyal medyadaki ortak tespit şu ki bu dizinin teması  ‘’kavga, tecavüz, ihanet.’’ ‘’Hepiniz Türkiye’ye hoş geldiniz!’’ der gibi… Bu dizi ile hedeflenen nedir? Yarattığınız Sefirin Kızı arketi...

taslak

Sefirin Kızı'nı mı Aşk-ı Memnu'yu mu tercih edersiniz? Bekaret mi ön planda olsun, tecavüz mü yoksa arkadan iş çevirmelerin mi müptelasısınız? Yoksa aradığınız polisiye tadında bir cinayet mi? Size kötü bir haberim var; bu kez yaşananlar bir diziden değil, ne yazık ki gerçek bir kadın cinayeti. ‘’Ben asla Türk dizileri izlemem.’’ ‘’Bizim buralarda çekiliyorsa neyin nesi diye açar bakarım.’’ ‘’Dram zaten her evde var, ben böyle şeylerden etkilenmem ki!’’ ‘’Diziye sevdiğim oyuncu girmiş, onun için takip ediyorum.’’ Bakın durum normalleşti ve dizi izlediğinizi artık kabul edebilirsiniz. Ev iklimini kontrol altında tutup o dizileri asla açtırmıyorsanız, umut ışığı sizdedir; gelin bu direnişi birlikte sürdürelim! Ben meraktan seyrettim Sefirin Kızı’nı. Çünkü bu dizi sezon boyunca Muğla’da çekilecekti. Görmeyi umduğum şey biraz deniz, zeytin ağaçları, Kasımpatı çiçekleri belki biraz da zeybek havası...Herkes umduğunu bulamayabilir tabi. Ancak tweetlerden sonra sosyal...

ÇOCUĞUMU HANGİ OKULA GÖNDERMELİYİM?

''Çocuğumu ilkokulda devlet okuluna mı özel okula mı göndermeliyim?'' Bu düşünce aylardır içinizi yiyip bitiriyor, öyle değil mi? Okul müdürü olarak görev yaptığım yıllardaki veli görüşmelerine dayanarak söylüyorum; şubat aylarında başlayan bu kaygı neredeyse son dakikalara kadar sürüp gidiyor. O yüzden doğal bir sürecin içindesiniz. Önce rahatlayın! İsterseniz filmi biraz geriye saralım... Ve çocuğunuzun ilgi ve gereksinimlerinden yola çıkarak onun eğitiminde hangi standartları aradığınızı şöyle bir yoklayalım: ''Ben kaliteli bir eğitim arıyorum; yabancı dil ders saati çok olsun, bahçesi geniş olsun...'' Böyle mi düşünüyorsunuz? Çok haklısınız. M.Ö. 18. yüzyılda Babil'de Hammurabi Kanunları'nda bir inşaat ustasının ortaya çıkardığı yapının kalitesinden sorumlu tutan kanunlar varsa bugün ''Benim çocuğumun alacağı kaliteli eğitimin de dayanakları olmalı. Hem de bu standartlar benim kişisel gözlemlerim ve yargılarımın ötesinde ço...

SIKINTININ YARATICILIKLA BİR İLGİSİ VAR...

Resim
SIKINTININ YARATICILIKLA BİR İLGİSİ VAR... Hepimiz şu günlerde biraz “sıkıldımmmm” demiyor muyuz? Virginia Üniversitesi’nde İngilizce profesörü ve  Boredom: The Literary History of a State of Mind (Sıkıntı: Bir Zihin Halinin Edebi Tarihi)  kitabının yazarı Patricia Meyer Spacks İngilizcesi “ boredom ” olan sıkıntı sözcüğünün 19.yy’a kimsenin sözcük dağarcığında olmadığını söylüyor. Bu sözcüğün etimolojisi, psikolojisi, felsefesi şöyle dursun; bugünlerde neden herkes sıkılmaya başladı; Covid-19 sebebiyle geçirdiğimiz şu sıkıntılı günlerde evde olmayı nasıl avantaja çevirelim; çocuğumla en sakin iletişimi nasıl sürdürelim ve bir aile bireyi olarak çocuğuma karşı nasıl bir tavır sergilersem hem çocuğum hem ben fayda sağlarız, gelin bunları düşünelim.  Şu günlerde hepimizin biraz sakin kalmaya ihtiyacı var; bir de kendimize meşgale bulmaya! Yoksa ev işleri, çocukla oyun oyna, ödevine yardım et, uzaktan eğitime destek ver; çok zor çok... Galiba bu süreçte en...

POPÜLER KÜLTÜRÜN BİR PARÇASI OLACAĞIMIZA, KADİM GELENEKLERİMİZİN TAKİPÇİSİ OLALIM!

Resim
Yaşlısı, genci, çocuğu ile çeltik tarlalarında çalışan Uzakdoğu insanlarının verdiği zahmet tüm toplumlarca bilinir. Pirinç yetiştirmenin o kültüre, dile, toplumun zekasına etkisi pek çok bilimsel araştırmaya konu olmuştur. Her toplumda öne çıkan bazı yaşam biçimleri o toplumun kültürel değerlerini oluşturur. Bizim coğrafyamızda ise zeytin yetiştiriciliği kadim geleneklerimizden biridir. Kimilerine göre en kıymetlisidir. Zeytin ile zeytinyağı ekmeğimizdir, suyumuzdur. ZEYTİN, ZEYTİN, ZEYTİN ‘’Zeytin zahmetlidir. Dalından ağzınıza ulaşana kadar mücadele etmeniz gerekir. Zeytin lezzetlidir. Yemektir, mezedir, salatadır, tatlıdır, sostur. Zeytin dayanıklıdır. 2000 yıla kadar yaşar. Zeytin gururludur. İhmal ederseniz küser. Ölmez ama meyvesiz bırakır. Zeytin iletişim uzmanıdır. Mitolojilere konu, barışa sembol olmuştur...’’ diye tarif edilir zeytin Yırca’ya bağışlanan Zeytin Ajandası’nın arka kapağında. AİLE GELENEĞİ OLARAK ZEYTİN Çeltik tarlalarında büyüye...

TÜRKİYE'DE ÇOCUK EDEBİYATININ EN TEMEL SORUNLARI...

Resim
Herkes yemek yapabilir ancak herkes aşçı değildir. Herkes bilgisayar kullanabilir ancak herkes bilgisayar mühendisi değildir. Herkes çocuklara hikayeler anlatabilir ancak herkes çocuk kitabı yazarı olmamalıdır. İlgi duyan herkesin bu sektörde yer alması özgürlük olarak değerlendirilebilir ancak sormak istediğim bir soru var: Neye cesaret ettiğimizin farkında mıyız? Çocuk doğurmak, çocuk yetiştirmek, çocuk beslemek, çocuğa kitap okumak… Çocuklar için kitap yazmak oldukça ciddi işlerdir. Çünkü çocuklar dahidir. Çocuklar potansiyeli oldukça yüksek varlıklardır ve biz yetişkinlerin onlara bir şeyleri yanlış öğretmeye hakkı yoktur. Çocuklar her şeyi kendi kendilerine öğrenebilirler iken biz çocuklara ‘’Bak! Benim senden daha üstün bir özelliğim var ve bu özellik sayesinde sana bir şeyler anlatacağım’’ demek gibi bir niyetimiz varsa harekete geçmeden önce tekrar tekrar düşünmeliyiz. İlk sorunu ‘’ her ilgi duyan kimsenin çocuk kitabı yazarı olabilmesi ’’ şeklinde tanımlayab...