OKUL ARIYORUM...
Okul arıyorum. Oğlum için. Henüz 4,5 yaşında.
Onun mizacına iyi gelecek bir yer olsun. Bahçesi olsun. Koşsun, oynasın, eğlensin; yaparak, yaşayarak deneyimlesin; kendi kendine dersler çıkarsın. İleriki yaşantısına adım olsun.
Duygularını yönetebilsin, görgü-adap öğrenebilsin. ''Öğretmenim'' dediği kişiler öz değerine dokunsun, o da onlara saygı duysun, sevsin sevilsin.
Bir anne bir okuldan başka ne isteyebilir ki?
Onları da şöyle sayabilirim;
-Dengeli ve sağlıklı bir menü ile düzenli beslenme alışkanlıkları geliştirebilsin,
-Tüm duyularına hitap edecek etkinliklerle potansiyelini keşfedebilsin,
-Öğretmenleri ve arkadaşları ile olumlu davranışlar ve diyaloglar geliştirebilsin.
ve ve ve
belki de en önemlisi gelecek yaşantısının simülasyonlarını okul diye adlandırdığımız şeffaf ve sıcacık bir yuvada gerçekleştirebilsin.
Nedir bunlar?
-Tamamen özgür olduğunu düşündüğümüz ev ortamından okula geçişle toplumsal düzen algısı geliştirmesi,
-Başkalarının sınırları olduğunu fark etmesi,
-Kuralların düzenli ve adaletli bir yaşam için ne kadar gerekli olduğunu kendi deneyimleri ve öğretmen teşviki ile fark etmesi,
-Bir arkadaşı ile yaşadığı bir öfke, tartışma veya kavga anında duygularını kontrol edebilmesi,
-Sorunlara çözüm odaklı yaklaşabilmesi ve bu bakış açısıyla yapıcı söylemler geliştirebilmesi,
En genel hatlarıyla IQ odaklı değil, EQ odaklı ve çocuk merkezli bir okul bulmak dileğim.
Okul ziyaretlerinde ise yaşadığım hayal kırıklıkları şunlardı;
-Okul hakkında bilgi alırken oğlumun canı sıkıldı ve masanın üzerindekilerle ilgilenmeye başladı, bunun üzerine okul müdürü ''Bak sana ne vereceğim'' diyerek olips şeker uzattı. Bir okul çatısı altında öğretmenlerin rol modelidir okul müdürü. Öğretmen onu izler, davranışlarını, söylemlerini sınıf ortamına yansıtır. Dakika bir gol birde hadi dedim bunu görmezden gelelim, çocuklar sıkılınca kalkıp şeker dağıtmıyorlardır herhalde.
-Mutfak bölümünde irmik tatlısı varmış. Nazikçe ikram ettiler, oğlum bir kısmını yemek istemedi, aynı kişi oğluma ''Ama yemezsen küser, arkandan ağlar'' dedi. Bu okulda çocuklar yemek yeme konusunda nasıl teşvik edilir diye düşünmeden edemedim. Yiyeceğin kadar al, aldığın yemeği bitir, çöpe gitmesin! Bu bilinci çocuklara eğlenceli bir şekilde kazandırmanın elbette yolları vardır. Fakat yaşadığımız anlık durum karşısında herhangi bir yeme problemi olmayan oğlum ve hiç tanımadığım diğer tüm çocuklar için ciddi anlamda kaygı duydum. Çünkü biliyorum ki beslenme ciddi bir motivasyon gerektirir. Çocuklara yemeğin faydalarını anlatmak, neden o sebzeyi-meyveyi yemeye ihtiyaç duyduğunu sorgulatmak gibi daha pek çok alternatif olumlu beslenme alışkanlıklarına giden yollar arasındadır. ''Bak kuş geçiyor, yemezsen arkandan ağlar, aç ağzını yoksa parka çıkamazsın'' söylemleri bugünün çocuklarının zekası ile dalga geçmek, aynı zamanda duygularına eziyet etmektir.
-Okul turu atarken havuzu gösteriyorlardı, oğlum havuzun tuzlu olup olmadığına dair bir soru sordu. Okulda yetkili kişi ''Havuz tuzlu olduğu için'' şeklinde yanıtladı. İçimden geçen ah, be bilmiyorum demek bu kadar mı zor oldu. ''Bilmem, sence tuzlu mudur?'' ''Bunu eve gidince annenle araştırır mısın?'' demek o kadar mı zor? Bazen bilgi birikimi ve mesleki donanım oldukça ağır basarken bazen de bilmiyorum demenin erdemini taşıyan insanların varlığı cazip gelir. İkisi terazide dengeyi korursa hiçbirimizin gözü arkada kalmaz. Ancak o anda benim hissettiğim bir veli olarak havuzdan etkilenmem gerektiği ve bir anne olarak da çocuğumun sorusunun geçiştirilmesiydi.
Okul bu, olur gider bu kadar dert etmeye değmez, diye düşünüyorsanız çoktan yanıldınız. Çocukların okul yaşantısı ile huyunun, suyunun değişmesi gerçeği, bu saydığım tatsız gözlemlerin ve çeşitlerinin yansımalarıdır.
Hep aklımdadır şu cümle ''Bir okul, öğretmeni kadar iyidir.''
Öğrenen, araştıran, yenilikçi okullar ve öğretmenleri ilaç gibidir; aksine kendine tekrar eden, yenilikten uzak, basmakalıp içeriklerle çocukların potansiyelini zedeleyen okul ekosistemi ise zehirler.
Uzak durmak lazım.
Çözüm ne peki derseniz? Zorlacağız. Olduğu gibi kabul etmek yerine değişim ve dönüşüm için gözlemlerimizi bir potada eritip yapıcı bir şekilde çözüm önerileri sunacağız. İyileşmeye açıksa yakınlaşacağız, değilse uzaklaşacağız.
Çocuk dostu okulların artması dileğiyle...
Hem de her yerde...
Fatma Yücel Dinç
Eğitimci & Çocuk Kitabı Yazarı
Yorumlar
Yorum Gönder