ÇOCUĞUMUN DOĞDUĞU AY OKUL BAŞARISINI ETKİLER Mİ?

Hiç heveslenmeyin, bu bir astroloji yazısı değil. Fal yorumu hiç değil.
Deneyimlerimden, okuduğum kitaplardan ve bilimsel bir araştırmadan yola çıkacağım.

Ocak, Şubat, Mart
Nisan, Mayıs, Haziran
Temmuz, Ağustos, Eylül
Ekim, Kasım, Aralık

Çocuğunuz hangi ay doğumlu?
Hangi ay doğumlu olduğunun ne önemi var diye hiç düşünmeyin çünkü o ayın okul yaşantısı ile bir ilgisi var.

Agucuk, gugucuk, annecik diye kelimeler çıkardı, emeklemeye başladı, düşmeden yürüdü, şimdi koşuyor derken bir de bakmışsınız okul arayışınız başlamış.

Aradığınız yer bir kreş, gündüz bakım evi değil, okul ya da okul öncesi eğitim kurumu olmalıdır. Siz ne aradığınızı bilirseniz, çocuğunuz hak ettiği değeri görecektir. Neyse bu konuyu çok uzatmadan, asıl mevzuya döneceğim. Çünkü ''Okul Öncesi Eğitim'' aceleye gelmez; ideal bir okulu arayıp bulma konusunda detaylı bir yazıyı sonra paylaşacağım.

Diyelim içinize sinen bir okul buldunuz.
Çocuğunuz mesela 4 yaşında ve Haziran doğumlu olsun. 1 yıldır birlikte olan çocukların bulunduğu bir gruba mı dahil olmalı? Sıfırdan başlayacak bir grupla mı bir arada olmalı?

Benim çocuğum sosyaldir, hemen kaynaşır, evde de zaten aktivite eksik olmuyor, yapar yapar, yaşıtlarıyla alışsın diye düşünmeyin.
Benim çocuğum pek konuşmaz, nasıl iletişim kuracağını bilmiyor, en küçük grupta olsun diye de bir öngörüde de bulunmayın.

                       Güvendiğiniz bir adresteyseniz                                               
                                İZLENECEK ADIMLAR
  • Çocuğunuzun okul ortamına uyum sağlaması için sunacakları yöntemleri dinleyin!                     (Kameradan bizi izleyebilirsiniz, çocuğunuz ağlarsa koşup gelip sizi bulabilecektir, çocuğunuz bizlere güven duyana dek misafirimiz olabilirsiniz gibi kriterler önemli)
  • Sevgi ve samimiyet görmeyi arzu edin!
  • Çocuğunuzun yaşına göre değil bireysel performansına göre değerlendirilmesini bekleyin!    (Çocuğunuz hangi noktadaysa onu o noktadan alıp bir üst aşamaya taşıyabileceklerine dair kurumun hedeflerini dinleyin. Amaç tren ol, çuf çuf yap, çocukları oynat, tuvalete götür, yemek yedir araya iki etkinlik sıkıştır... Her çocuğun aynı anda aynı kağıdı boyadığı etkinliklerse yapılanlar orada ikinci dakika durmayın. Çocuğunuz evde dursun daha yararlı olacaktır. )
Yaş pek çok okulda grupların belirlenmesi için temel alınır. Almanya'da neredeyse anaokullarının %50'si karmadır, yani 3-4-5 yaş çocuklar bir arada projeler yapar. Avrupa'da bazı ülkelerde ve dünyanın dört bir yanında pek çok ülkede bu karma sisteme rastlanmaktadır. 
Tabi bir de bizim ülkemizde olduğu gibi 3 yaş, 4 yaş, 5 yaş, 6 yaş diye gruplar oluşturmak da pek çok ülkede karşılaşılan bir durumdur. Hatta bizim ülkemizde ilk 6 ay son 6 ay diye ayrılan gruplar bile vardır. 


3-4-5-6 yaş bir arada
3 ayrı 4 ayrı 5 ayrı 6 ayrı
3 yaşın ilk altı ayı son altı ayı ayrı 
PEKİ HANGİSİNİ TERCİH ETMELİYİZ?

Outliers kitabında Malcolm Gladwell'in değindiği bir araştırma var. Kanadalı Psikolog Roger Barnsley 1980'lerin ortalarında rölatif yaş fenomeni üzerine araştırmalar yapıyor. Konumuzla bağlantılı olarak şöyle açıklayabilirim: Sporda bir oyuncu ne kadar büyükse, diğerlerine göre daha başarılı olma ihtimali de o kadar büyüktür.

Bir hokey maçında sporcuların doğdukları ayların çoğunlukla Ocak, Şubat, Mart ayları olduğunu fark ediyor. Barnsley, bu durumu fark etmekle kalmayıp, daha fazla sayıda hokey oyuncusunun doğdukları ayları tespit etmeye çalışıyor. Karşılaştığı tablo aynı. Tabi bu duruma bir etken de Kanada'da hokeye seçilebilirlik için yaş sınırı 1 Ocak itibariyle doğmuş olmaktır. İyi de çocuk kasım ayında doğmuşsa seçilme olasılığı düşük müdür? Hadi performansına göre seçildi diyelim, ay aralığından dolayı başarılı olma ihtimali düşük müdür?

Bu spordan bir örnek. Ya eğitim?

ÇOCUĞUM YILIN SON 6 AYINDAN BİRİNDE DOĞMUŞ İSE ONU OKULA GEÇ Mİ GÖNDERMELİYİM?
  • Ekim, Kasım, Aralık doğumlu ise çocuğum grubun en küçüğü olmasın diye onu ilkokula geç göndermek bir çözüm müdür?
Hakikaten de her şey zamanında güzel. Çocuk nasıl acıktığında aç kalmamak için avazı çıktığı kadar ağlayıp henüz daha konuşamadan derdini anlatabiliyorsa okula ihtiyaç duyduğunun sinyallerini size verecektir. Bunun için hangi ayda doğmuş olduğu önemli değildir. Ancak önemli olan bir şey var ki, o da ideal bir ortamda, güvenle okul ortamına nasıl uyum sağladığıdır. Yukarıdaki ''izlenecek adımlar'' bölümünü hatırlayın. Devamı ise sizin ne denli yakın takipte olduğunuzla alakalıdır.

BAŞARISIZLIK HİSSİ
  • Diyelim ki çocuğunuz temmuz doğumlu ve onu yılın ilk altı ayı ağırlıklı bir gruba gönderdiniz. Rahat bir düşünce yapınız var ve akışına bıraktınız, ancak zaman içinde çocuğunuzun performansı aile ortamında yeterli iken okul ortamında sanki biraz düşüyor gibi ve çocuğunuzun başarısızlık hissi yaşadığını görüyorsunuz. Acaba bu soruna nasıl bir çözüm bulabilirsiniz? (Bu arada temmuz yalnızca bir örnek. Bu durum herhangi bir ayda doğmuş herhangi bir çocuk için de söz konusu olabilir.)
Çocukların gizliden ya da alenen başarısızlık hissi yaşamaları ''Arkadaşlarım yapıyor ama ben yapamıyorum'' şeklinde karşımıza çıkabilir ve çok risklidir. Acil tedbir almak gerekir. ''Arkadaşlarım yapıyor'' diyen bir çocuğun daha önceden ''Arkadaşların nasıl yapıyor?'' sorusuyla karşılaşmış olma ihtimali oldukça yüksektir. Bunun söz konusu olmadığından eminseniz, o zaman çocuğunuz mutlaka bir kıyaslamaya kulak misafiri olmuş ve bu durumu aynalamaktadır. Bu yüzden neleri konuşup neleri konuşmamamız gerektiğini gözden geçirmeliyiz. ''Başarabilirsin, sana güveniyorum, çok çabaladığını görüyorum'' sözleriyle motivasyonunu artırmak gerekecektir.

Bunların ötesinde çocuklar başarı / başarısızlık hissiyle beslenir.
Yaşadıkları bir avantaj durumu hayatlarına olumlu bir şekilde yön verebileceği gibi, yaşadıkları dezavantajlı bir durum da olumsuz bir şekilde sürüp gidebilir. O yüzden doğduğu ayı hafife almamak gerekir.

İŞİN SIRRINI KİM ÇÖZECEK?

Bilinçli aileler çocuklarının ilgi ve tercihlerini takip etmeli, fark etmeli ve fark ettiklerini öğretmenleriyle paylaşarak destek istemeli!

İŞ BİRLİĞİ

Yaş ve yeteneği birbirine karıştırmamak gerekir.
Tam da bu noktada kilit görev öğretmenlere düşüyor.
Her bir çocuğu gereksinimlerine göre beslemek oldukça hazırlık isteyen bir iş. 24 saatini öğretmen olarak yaşamaya adamış yürekler için ise hiç zor değil. Her bir çocuğu gözlemlemek, kaydetmek ve bir sonraki adımı bu çocuğun ihtiyaçları neler diye düşünüp kazanımlardan yola çıkarak etkinliklerle donatmak! Hepsi bu!
Etkin öğrenme süreçlerinin yanı sıra yeteneği, ilgisi fark edilen çocuk başarı duygusuyla beslenmeli, yapabilir olduğu işler öğretmenleri ve aileleri tarafından takdir edilmeli.
Her çocuk kendi gezegeninde yaşam mücadelesinin peşinde. Onun dili oyun. Dilini çözebilecek süper güçte öğretmenlere ve iş birlikçi bir aileye ihtiyacı var.

DOĞDUĞU AY VE GÖSTERDİĞİ PERFORMANS

Hangi ayda doğduğu evet önemli.
Bu yüzden bireysel performansı özenle izlenmeli.
Bir uçtan öteki uca onu taşıyacak her bir adım tekrar tekrar düşünülmeli.
Doğduğu ay, yeteneği, ilgisi, oynadığı oyuncaklar, eline aldığı nesneler, her biri kaydedilmeli.
Peki gerçekçi düşünürsek özelde ya da devlette minimum 20 öğrenciden oluşan sınıflarda, öğretmenlerin her bir çocuk için tek tek bu özeni gösterebilmesi mümkün mü? Tek öğretmenle hele bir de geleneksel eğitimlerden geçmiş ise?
Birden fazla öğretmenle, sürekli eğitimlerle, yenilikçi fikirlerle kendisini dönüştüren eğitim kurumlarıyla mümkün olabilir. Ancak içeriği kurumlar özelinde incelenmelidir.

AİLELERE SESLENİŞ

Bangır bangır şunu soralım okullara ''Benim bilemeyeceğim, sizin benim çocuğum hakkında bildiğiniz şeyler nelerdir? Bana çocuğumu anlatır mısınız?''

Eğer size çocuğunuzun yeteneklerinden, ilgisinden bahsederek, doğduğu ayın ona yarattığı avantaj ve dezavatajları önünüze raporlarıyla sererek size çözüm önerileri sunuyorlarsa doğru yoldasınız demektir.
Size sizin bildiklerinizden daha fazlasını veren bir yer iyi bir yerdir.
Tüm riskleri birlikte göğüsleyecebileceğiniz ideal bir aile ortamı bulmuşsunuz demektir.
İçiniz rahat olsun, çocuğunuz emin ellerde!

İyi bir geleceğe vesile olması dileğiyle,

Not: Fotoğraf bizim evin bahçesinden. Birbirlerine benziyorlar gibi ama her biri biricik. Tıpkı yavrularımız gibi...

Fatma Yücel Dinç
9 Haziran 2019
Muğla



























Yorumlar